Çevre Katliamı!

Çevre Katliamı!
 İnsan toplumları ilk ortaya çıkışından bu yana doğa ile iç içe yaşamıştır. İnsanların toplumsal yaşamını ve dinamiklerini ifade eden toplumsal çevre ile toplumsal çevrenin içine doğduğu ya da içinde kurulmuş olan doğal çevre, birbirinden ayrılmaz bir bütün oluştururlar.

      İnsan toplumlarının toplumsal ve ekonomik gelişimi büyük ölçüde doğal Kaynakların özellikle de doğada yer alan enerji kaynaklarına bağlı olmuştur. İnsan çevre ilişkileri açısından bakıldığında doğa insan müdahalesi olmadan kendi dengesini kurabilirken endüstri devrimi ile birlikte büyük bir hız kazanan doğa üzerinde insan müdahalesi arttıkça doğanın kendisini yenileme süreci bozulmaya başlamıştır. Bunun sonucunda ortaya çıkan doğanın tepkisi yeryüzünde insan ve toplum sağlığını da olumsuz yönde etkileyen süreçlerin hızlanmasına yol açmıştır.

     İnsanoğlu ilk kez milyonlarca yıl önce ateşi bularak farkında olmadan çevre kitliliğine neden olmuştur. Tarım yapmaya başladıktan sonra çevreyi bilinçsizce değiştirmeye başlamıştır. Bitkileri besin kaynağı olarak yetiştirmeyi ve hayvan evcilleştirmeyi yaklaşık 10.000 yıl önce öğrenmiş doğal çevre üzerinde müdahalede bulunarak doğal çevre üzerinde hegemonik bir ilişki kurmaya başlamıştır. Tarımcı toplumların ortaya çıkmasıyla birlikte doğanın insan tarafından sömürülmesi de ortaya çıkmıştır.

      İlk büyük çevre felaketi Orta Amerika’daki Aşağı Maya Toplumu tarım alanları açmak için ormanları yok etmiş ormanların yok olması erozyona erozyon da tarım alanlarının yok olmasına yol açmış sonunda açlık ve yoksulluk Aşağı maya Uygarlığını yok etmiştir. Endüstri devrimiyle birlikte endüstrileşmenin insan refahını hedeflemesine rağmen doğal çevreyi vurmuştur. Modernleştikçe refahı elde eden insanlar doğayı giderek yok etmeye tüketmeye ve sonuçta hem insanı n hem de doğanın yok olmasını hazırlamıştır. Ortaya çıkan ozon tabakasında incelme,   asit yağmurları,sera etkisi,küresel ısınma,küresel iklim değişikliği,nükleer risk biyoçeşitliliğin azalması kuraklık ve çölleşme ,açlık ve yoksulluk gibi sorunlardır.

     Endüstrileşmenin doğaya ve insana getirdiği yıkımın ve zararın büyük felaketlere yol açabileceğini fark eden insanlarda olmuş bu arada: Ortaçağda çevre kirliliğinin önemli bir sorun olduğunu fark eden 12.yüzyılda Fransa’da Flippe  Auguste sokaklardaki iğrenç atıkların kaldırılmasını emreden ilk kral olmuştur. Yine çevre kirliliği hakkında çıkarılan ilk yasa 1388’de İngiltere Parlamentosunda kabul edildi. Türkiye’de çevre sağlığıyla ilgili ilk yönetmelik 1930 yılında çıkarılmıştır.1961 yılında Sağlık Bakanlığı bünyesinde iki adet yarı otomatik kükürt dioksit duman ölçer cihazla ilk hava kirliliği mücadelesine başlamıştır. Küresel çapta 15 Eylül 1971 de ABD’nin Kanada-ABD sınırında yer alan Aleutians’daki Amerika adasında gerçekleştirmek istediği 2. Nükleer denemeye karşı bir protesto hareketi olarak ortaya çıkan Greenpeace(yeşil barış) ve Yeşiller hareketi doğaya dönüş mücadelesi vermektedir. Türkiye’de ise 6 Haziran 1988 tarihinde kurulan Yeşiller Partisi, 11Eylül 1999 tarihinde kurulan TEMA, Türkiye Çevre Vakfı, Türkiye çevre eğitim vakfı gibi vakıflar çevre konusunda çalışmalar yapmakta insanları çevre konusunda bilinçlendirmeye ve çevreye duyarlı davranmamızı sağlamak için dikkat çekmeye çalışmaktadır. Bu amaçla 5 Haziran günü Dünya Çevre Günü olarak kabul edilmiştir.

      Tüm bu çalışmalar yapılsa da bireysel olarak bu konuda ne kadar duyarsız olduğumuz ortada.En yakın çevremizde en basitinden yerlere çöp atmamak ,tükürmemek,kullandığımız ürünlerin çevre dostu olmasına dikkat etmek bizim de katkı sunabileceğimiz küçük önlemler.

     Hepimiz ilkokulda okul bahçesinde nasıl çöp topladığımızı hatırlayalım. Öğretmenlerimiz, yerlere çöp atanın başında biter utanarak çöp bidonuna yönelmemizi beklerdi.

    “Temizlik imandan gelir” atasözümüzün de bulunmasına rağmen nüfusun 98’i Müslüman olan ülkemizde sokağımızın, mahallemizin, yollarımızın, denizlerimizin, sahillerimizin bu kadar kirli olması büyük tezat. Evlerimizin, giysilerimizin, vücudumuzun, temizliğine ve sağlığına dikkat ediyoruz ama çevremizin temizliğine dikkat etmiyoruz. Yaşadığımız dünyanın nimetlerini bizden sonraki nesilleri hiç düşünmeden hoyratça kullanıp tüketirken aslında kendi sonumuzu çabuklaştırıyoruz. Bir sigara izmaritinin 7m3 deniz suyunu kirlettiğini ve doğada 2 yılda kaybolduğunu, bir plastik şişenin doğada 5000 yılda, cam şişenin 450 yılda yok olduğunu, çiğneyip attığımız bir sakızın 5 yıl sonra ancak yok olduğunu, lavaboya döktüğümüz 1 litre yağın bir milyon m3 suyu kirlettiğini düşünerek daha dikkatli davranalım.

           Naçizane dikkatinizi çekmek istedim.

 

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 4942